Talep
Talepteki yükseliş yavaşlasa da, rüzgar ve güneşteki artıştan fazla
Türkiye’de elektrik talebindeki artış 2017 yılından beri yavaşlama eğilimi gösterse de, son yıllarda devreye alınan rüzgar ve güneş santralleri ile sağlanan elektrik üretimi talepteki artışı karşılayacak seviyede değil.
Sıcaklık rekoruyla gelen talep artışı
2024 yılında Türkiye’de elektrik talebi bir önceki yıla göre %5,5 yükseliş göstermiştir (+18 TWh). 2024 yılında bir önceki yıla kıyasla 3,6 TWh’lik elektrik artışıyla talebin en çok arttığı ay ise Haziran ayı olmuştur. Şubat ve Temmuz aylarındaki artış da dikkat çekicidir.
Haziran ve Temmuz aylarında rekor yüksek sıcaklıklar nedeniyle yükselen soğutma ihtiyacı, elektrik tüketimini artıran başlıca neden olmuştur. Türkiye’de Haziran ve Temmuz aylarında ortalama sıcaklık rekorları kırılarak, son 54 yılın en sıcak geçen Haziran ve Temmuz ayları olmuşlardır. 2024 yılında Haziran ayı, daha önce en sıcak geçtiği ölçülen 2019 yılı Haziran sıcaklık ortalamasından iki derece daha sıcak yaşanmıştır.
Ayrıca 2023 Şubat ayında yaşanan depremin ardından ani bir şekilde düşen elektrik tüketimi, deprem sonrası ilk yılda yeniden yükselerek yıldan yıla elektrik talebini yukarıya çeken etkenlerden bir diğeri olmuştur. 2024’te yıldan yıla en çok artış gösteren aylardan birisinin Şubat olmasının nedeni de budur.
Elektrik talebindeki artışın kaynağı sanayi değil
Elektrik tüketicilerine uygulanan ulusal elektrik tarifeleri de tüketime etki etmektedir. 2022 yılının sonlarında elektrik talebi bir önceki yıla kıyasla bu nedenle düşüş göstermeye başlamıştı. Özellikle Eylül 2022’de %20-30 arasında uygulanan zam ile mesken ve ticarethane tüketicilerinin tüketiminde yaşanan bu düşüş, 2023’ün Ocak ayında da devam etmiştir. Bu tüketici gruplarının 2024 yılı başında yeniden önceki seviyelerine yükselen tüketimi Ocak’taki talep artışının ana nedenidir.
2024 yılının son çeyreğinde talepte gerçekleşen artışın ana kaynağı da yine sanayi değil, mesken ve ticarethaneler olmuştur. Kasım ve Aralık aylarında, bir önceki yılın aynı aylarına göre meskenlerin elektrik tüketimi sırasıyla %18 ve %12 artarken, ticarethanelerin elektrik tüketimi %9 ve %10 yükselmiştir. Böylece talep bu iki tüketici grubu nedeniyle her iki ayda da 1,3 TWh artış kaydetti.
İthalatı düşürmek için rüzgar ve güneşteki artış talepteki artışı geçmeli
Rüzgar ve güneş enerjisi Türkiye’nin yıldan yıla artan elektrik talebini karşılamada önemli bir rol oynuyor olsa da, bu artışın tamamını karşılayacak hızda artmamaktadır. 2019’dan 2024’e geçen beş yıllık süre içerisinde Türkiye’de elektrik tüketiminde %14’lük bir artış yaşanmıştır. Yaklaşık 42 TWh’lik artışa denk gelen bu oranın dörtte üçü rüzgar ve güneş santrallerindeki üretim artışı ile karşılanmıştır. Ancak artan talebin rüzgar ve güneş tarafından karşılanamayan kısmı ithal fosil yakıtlı santraller ile sağlanmaktadır.
Artan talebe ek olarak hidroelektrik üretimindeki değişkenlik de rüzgar ve güneşe olan ihtiyacı artırmaktadır. 2024 yılı hidroelektrik üretiminde üçüncü en yüksek yıl olmasına rağmen, 2019 yılına kıyasla 14 TWh’lik düşüş sergilemiştir. Bu miktar 2019 ile 2024 yılları arasında rüzgar (+15 TWh) ya da güneş (+16 TWh) santrallerinde sağlanan elektrik üretimi artışlarına yakındır. Dolayısıyla hidroelektrik koşullarının kötü olduğu yıllarda, rüzgar ve güneşin fosil yakıt ithalatını azaltabilmesi için hem hidroelektrik üretimindeki açığı kapatması hem de artan talebi karşılaması gerekmektedir.
Hidroelektriğin yanında aynı beş yıllık dönemde yerli kömürden elektrik üretimi de 5 TWh düşerken, bu iki kaynaktaki düşüşü ve arta kalan talep artışını karşılayan kaynaklar ise ithal kömür ve doğalgaz olmuştur.
Türkiye’de elektrik üretiminde yenilenebilir enerji dönüşümünün gerçekleşmesi için her yıl en az elektrik talebindeki artış kadar elektrik üretebilecek yeni rüzgar ve güneş enerji santralinin devreye alınması gerekmektedir. Yeni rüzgar ve güneş santrallerinin karşılayamayacağı her birim elektrik tüketimi artışı, doğalgaz santralleri ile karşılanacak ve ülkenin ithalat faturası artacaktır. Kurak geçen yılların hidroelektrik üretiminde yaratacağı düşüş de göz önünde bulundurulduğunda, bu tutarın daha da yükselmesi muhtemeldir.
Elektrik talebindeki artış 2017’den sonra yavaşladı
Türkiye’de elektrik tüketiminin uzun dönemli seyrine bakıldığında belirgin bir artış eğiliminde olduğu görülse de, bu artışın ivmesi yavaşlamıştır. Son 25 yıllık dönemde ekonomik küçülmenin yaşandığı iki yıl dışında 2017 yılına kadar istikrarlı bir şekilde artan elektrik talebi, 2017’den sonra durgunluk göstermiştir.
Türkiye’nin COP29’da açıkladığı yeni iklim planına göre 2030 yılına kadar elektrik talebinin 113 TWh artacağı öngörülmektedir. Bu artış, talepteki son beş yıldaki artışın (42 TWh) yaklaşık üç katıdır. 2030 yılına kadar bu denli bir yükselişin gerçekleşmesi için elektrik tüketimini artıracak önemli bir politika değişikliğinin olması gerekmektedir, aksi halde 2030 talebi olması gerekenden fazla tahmin edilmiş olabilir.
Nüfus, ekonomik büyüme ve elektrifikasyon açısından incelendiğinde, böyle bir talep tahminini gerektiren bir durum gözükmemektedir. Türkiye’de nüfus artışı yavaşlamaya başlamıştır. 2030 yılına kadar nüfusta yalnızca %3,3 artış beklenmektedir. Ülkedeki ekonomik büyüme beklentisi son beş yıllık dönemdeki büyümeden daha düşüktür. Benzer şekilde elektrifikasyon da bu denli bir talep artışı öngörüsüne işaret etmemektedir. Türkiye’de 2024 sonu itibariyle 183 bine çıkan elektrikli araç sayısının 2030’da 2 milyona ulaşması beklense de elektrik tüketiminde beklenen bu artışı sağlamaktan uzaktır.
Türkiye’de elektrik talebinin geleceği, enerji güvenliğinin sağlanması için her yıl ne kadarlık yeni rüzgar ve güneş santralinin devreye alınması gerektiğini de belirleyecektir. Bu nedenle, öngörülen talep artışının arkasındaki etkenlerin ve bunun rüzgar ve güneş hedefleriyle nasıl örtüştüğünün net bir şekilde anlaşılması önemlidir.