Diğer yandan Türkiye’nin ETS uygulamasını hayata geçirmesinde, Avrupa Birliği (AB) ile ticari ilişkilerinin önemli bir rolü bulunuyor. AB, 2026 itibariyle mali yükümlülükleri başlayacak Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile AB dışından ithal edilen ürünlere, emisyonları üzerinden ek bir maliyet getirecek. Bu düzenleme, AB’nin halihazırda uygulamada olan ETS kapsamında emisyonlar için bedel ödeyen üreticilerin rekabet ortamının korunması ve aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadele çabalarının yaygınlaştırılması amacı taşıyor.
SKDM kurallarına göre, ihracatçı bir ülkede karbon için zaten ödenmiş bir bedel bulunuyorsa, bu tutar AB’ye ödenecek SKDM maliyetinden düşülebiliyor. Dolayısıyla Türkiye’de etkin bir ETS’nin hayata geçirilmesi, AB’ye ödenecek karbon maliyetinin Türkiye sınırları içinde değerlendirilmesini ve sektörlerin yeşil dönüşümünde kullanılmasını sağlayarak, ihracatçı sektörlerin uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artmasına da destek olacak.
Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi’nin uygulamaya girmesiyle, yıllık 50 bin ton CO2 eşdeğeri üzerinde emisyonu olan tesisler ETS kapsamına alınacak. Böylece ulusal emisyonların yaklaşık yarısı sisteme dahil edilmiş olacak. Pilot uygulama döneminin başlangıcı ve dönemin uygulama esasları Karbon Piyasası Kurul’u tarafından belirlenecek. Kapsam içindeki her tesis, faaliyetlerini sürdürebilmek için beş yıl geçerli sera gazı salım iznini alarak ETS kayıt sistemine dahil olacak. Ardından her yıl Nisan ayı sonuna kadar, bir önceki yılın emisyon miktarlarını içeren ve bağımsız kuruluşlarca doğrulanmış raporlarını hazırlayarak İklim Değişikliği Başkanlığı’na sunacak.
Raporların tesliminin ardından, 60 gün içerisinde İklim Değişikliği Başkanlığı koordinasyonunda Ulusal Tahsisat Planı hazırlanarak, Karbon Piyasası Kurulu onayına sunulacak. Söz konusu Plan ile ilgili yıl içerisinde piyasaya verilecek toplam tahsisat miktarları, yani ETS üst sınırı belirlenecek. Kurul ayrıca, 1 ton CO2 eşdeğeri emisyon izni sağlayan tahsisatların taban ve tavan fiyatlarını da belirlemeye yetkili olacak.
Ücretsiz tahsisatların dağıtımında, öncelikle alt sektörler bazında kıyaslama çalışmaları yapılacak ve ürün bazlı referans emisyon yoğunluğunu gösteren kıyas değerleri belirlenecek. Bu kıyas değerinin altında emisyon yoğunluğuna sahip, yani daha verimli ve temiz üretim teknolojileri kullanan ya da daha yüksek temiz enerji payına sahip işletmeler, gerçek emisyonlarının üzerinde tahsisat alacak ve bu fazla kısmı satarak gelir elde edebilecek. Ücretsiz tahsisat oranlarının ve kıyas yönteminin detaylarının belirlenmesinde Karbon Piyasası Kurulu belirleyici olacak.
Kıyas değerine göre yüksek emisyon yoğunluğuna sahip işletmeler ise gerçek emisyonlarından daha az ücretsiz tahsisat alacak. İşletmeler, oluşacak açıklarını ya tahsisatların EPİAŞ tarafından ihale yoluyla satıldığı birincil piyasadan ya da ikincil piyasa üzerinden diğer işletmelerden satın alarak, tahsisatlarını her yıl Kasım ayı sonuna kadar kapatmak zorunda kalacak. Birincil ve ikincil piyasa ile cezalardan elde edilen ETS gelirleri, iklim değişikliği ile mücadelede ve yeşil dönüşümü desteklemek için kullanılacak. Sistemin amacı işletmeler arası rekabeti artırarak emisyon yoğunluklarında sürekli iyileşmeyi teşvik etmek olacak.