Türkiye Elektrik Görünümü 2026 | Ember

Bölüm 2:

Hidroelektrik

Kuraklık, elektrik üretiminde her yıl 1,8 milyar dolar maliyete yol açıyor

Son 30 yıllık ortalamalar dikkate alındığında, kuraklığın Türkiye’deki hidroelektrik üretiminde kalıcı bir etki yarattığı gözlemlenmektedir. Hidroelektrikte kuraklık kaynaklı gerek uzun vadeli gerekse yıldan yıla yaşanan düşüşler, doğalgaz santralleriyle telafi edilerek enerji ithalatını artırmaktadır.

2.1

Kuraklığın hidroelektriğe etkisi kalıcı

Türkiye’de hidroelektrik uzun bir geçmişe sahiptir. 1960’lardan 1990’ların sonlarına dek elektrik üretiminde %40’lık paya ulaşan bu kaynağın, 2000’li yıllarda yükselen doğalgazla birlikte üretimdeki payı nispeten azalmıştır. Buna rağmen hidroelektrik, 2000’li yıllarda da elektrik üretimindeki payını %16-30 arasında tutarak Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarının lokomotifi olmaya devam etmiştir.

Yıllar içinde artan elektrik talebinin yanı sıra, yeni devreye alınan hidroelektrik kapasitesindeki yavaşlama gibi nedenlerle hidroelektriğin üretimdeki payı azalmış; buna ek olarak kuraklık da santraller üzerinde kayda değer bir etki yaratmıştır.

Türkiye’de kuraklık, hidroelektrik santrallerinin son 10 yıldaki elektrik üretimlerini önemli oranda düşürmüştür. Son 30 yıllık dönemde kapasite kullanım oranları dikkate alındığında 1996-2005 yılları arasında %38 olan hidroelektrik santrallerindeki ortalama kapasite faktörü, son 10 yılda %26’ya kadar düşmüştür (Bkz. Metodoloji).

Benzer bir durum Türkiye’nin en büyük üç hidroelektrik santrali olan Atatürk, Karakaya ve Keban barajları için de geçerlidir.

Atatürk, Karakaya ve Keban barajlarının son 30 yıllık toplam elektrik üretimleri dikkate alındığında, her 10 yıllık dönemde üretim miktarlarının düşüş sergilediği görülmektedir. Bu üç barajın 1996-2005 yılları arasındaki ortalama yıllık üretimleri 21,3 TWh’e ulaşırken, 2011-2020 döneminde %12 azalarak 18,7 TWh’e düşmüştür. Son 10 yıllık sürede ise üç santralin yıllık üretim ortalaması 15,1 TWh’e kadar gerileyerek 20 yıl öncesine kıyasla %29 düşmüştür.

2.2

Hidroelektrikteki düşüş doğalgaz ithalatını artırıyor

Türkiye’de kuraklığın uzun vadeli olumsuz etkisinin yanı sıra, yıldan yıla hidroelektrik üretiminde iniş çıkışlar da yaşanmaktadır. 20 TWh’in üstüne çıkabilen bu yıllık değişimler, ülkenin elektrik tüketiminin %5’inden fazladır. Kıyaslamak gerekirse, son iki yılda iki katına çıkan güneşten elektrik üretiminde dahi 19 TWh’lik artış olmuştur. Dolayısıyla kuraklık kaynaklı üretim düşüşleri Türkiye’nin enerjide arz güvenliği için de risk teşkil etmektedir.

Türkiye’de hidroelektrik ile doğalgaz santralleri adeta birbirinin ikamesidir. Hidroelektrik üretimindeki düşüşler doğalgaz santralleri ile telafi edilirken, suyun bol olduğu yıllarda artan hidroelektrik üretimi ise doğalgaz santrallerinin üretimini kısıtlamaktadır.

Son birkaç yılda yerli doğalgaz üretim miktarında artış yaşansa da, Türkiye halen doğalgazda büyük oranda dışa bağımlıdır. 2025 yılında Türkiye’de üretilen doğalgaz, tüketimin yalnızca %5’ine denk gelmektedir. Kuraklık nedeniyle azalan hidroelektrik üretimi, doğalgaz tüketimini artırarak Türkiye’nin enerji ithalatını da yükseltmektedir.

Son 30 yılda ülkenin yalnızca en büyük üç hidroelektrik santralindeki %29’luk üretim düşüşünün (-6,2 TWh) doğalgaz santralleriyle karşılanması, her yıl 400 milyon dolar fazladan doğalgaz ithalatına yol açmaktadır. Türkiye’deki tüm hidroelektrik santrallerin bu üç baraj gibi etkilendiği varsayılırsa, kuraklığın kalıcı olarak enerji ithalatına etkisi yılda ortalama 1,8 milyar dolara ulaşmaktadır (Bkz. Metodoloji).

Önceki Bölüm
1: Rüzgar ve Güneş
Sonraki bölüm
3: Kömür
Paylaş