Türkiye hibrit güneş santralleriyle şebeke kısıtlarını aşabilir | Ember

Bölüm 1:

Türkiye’de ve dünyada bağlantı kapasitesi sorunu

Artan bağlantı talebi karşılanamıyor

Son 15 aylık dönemde Türkiye’de iletim seviyesinden elektrik şebekesine bağlanmak için yapılan başvuruların %65’i izin alamazken, dünyada bağlantı izni bekleyen kapasite 1,65 TW’a yükseldi.

1.1

İletim seviyesinden bağlantı kapasitesi sekiz aydır sıfır

Türkiye’de elektrik şebekesinin yeterliliği, sürekliliği ve güvenliği Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) sorumluluğundadır. TEİAŞ, yapılan planlar ve belirlenen ihtiyaçlar doğrultusunda iletim ve dağıtım şebekesine bağlanabilecek bölgesel kapasite miktarlarını duyurmaktadır. Bağlantı kapasitesinin mevcut olmadığı bir bölgede ise yeni santral projesi başvuruları reddedilmektedir.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) 8 Şubat 2024 tarihli toplantısında aldığı kararda lisanssız elektrik üretim santrallerine şebeke bağlantısı için toplam 7,5 GW’lık kapasite belirlenmiştir. TEİAŞ tarafından yayımlanan bu karara göre toplam kapasitenin yarısı iletim, diğer yarısı ise dağıtım seviyesinden şebekeye bağlanacak projelere ayrılmıştır.

İletim seviyesinden şebekeye bağlantı için ayrılan 3,5 GW’lık kapasitenin %96’sı iki aylık sürede dağıtılmış; 2024 Eylül ayı itibarıyla dağıtılacak yeni kapasite kalmamıştır. Eylül 2024’ten bu yana iletim seviyesinden bağlanmak için yeni kapasite duyurusu yapılmamıştır. Bu nedenle, Eylül 2024’ten bu yana iletim seviyesinden yapılan bağlantı başvuruları reddedilmektedir. Şubat 2024’ten, son başvuru  sonuçlarının yayımlandığı 2025 Nisan ayına kadarki 15 aylık dönemde  toplam 11,6 GW’lık lisanssız projenin %65’i (7,5 GW) ‘bölgesel kapasite kısıtı’ nedeniyle bağlantı izni alamamıştır. İzin alamayan 7,5 GW’lık kapasite Mayıs 2025’teki güneş enerjisi kurulu gücünün (22,5 GW) üçte biri kadardır.

Dağıtım seviyesinden bağlantı için mevcut kapasite ise oldukça sınırlıdır. TEİAŞ tarafından yayımlanan duyurulara göre, dağıtım şebekesi için ayrılan 3,5 GW’lık kapasitenin %87’si 2024 yılında dağıtılmış, geriye dağıtılacak 0,48 GW kapasite kalmıştır. Şubat 2025’te kapasite bir önceki aya göre %22 (+0,1 GW) artırılarak 0,58 GW’a yükseltilmiş ve 2025 Mayıs ayında yayımlanan son duyuruya göre ise dağıtılacak 0,52 GW kapasite kalmıştır.

Türkiye elektrik şebekesinin kapasite yetersizliği yenilenebilir enerji kurulu gücünün artışına olumsuz etki etmektedir. İletim ve dağıtım seviyeleri dahil olmak üzere, Türkiye’deki lisanssız santraller için mevcut kapasite yalnızca 0,52 GW’tır. Bu durum, yüksek güneş potansiyeline sahip Türkiye’de yeni güneş enerjisi yatırımlarının hayata geçirilmesini yavaşlatmaktadır.

1.2

Ekonomik faktörler, şebeke gelişmesinin önündeki en önemli engellerden

Yeni şebeke yatırımı için gereken yatırım maliyeti, kapasite tahsisatının artırılmasının önündeki en önemli engellerden biri olarak öne çıkmaktadır. TEİAŞ’ın yayımladığı 2024–2028 Stratejik Planı göre 5 yıllık dönem için öngörülen toplam 362 milyar TL’lik bütçenin %74’ü, elektrik şebekesinin yenilenmesi ve geliştirilmesi için kullanılacaktır.

TEİAŞ, Stratejik Planı kapsamında faaliyetlerini etkileyebilecek dış çevresel faktörleri analiz etmiş ve bu analiz sonucunda, önümüzdeki dönemde kurumu etkileyecek ilk sıradaki unsurun teknolojik faktörler, ikinci sıradaki unsurun ekonomik faktörler olduğu görülmüştür. Analize detaylı bakıldığında yurt içi ve yurt dışı gelişmelere bağlı olarak değişkenlik gösteren döviz kuru dalgalanmaları ile yüksek enflasyon gibi unsurların yüklenicilerle yapılan sözleşmeleri etkileyerek ciddi bir ekonomik risk yarattığı görülmektedir.

1.3

Dünyada 1,65 TW kapasite bağlantı izni bekliyor

Şebekeye bağlanmak için yeterli kapasitenin bulunmaması yalnızca Türkiye’nin değil, birçok ülkenin karşı karşıya olduğu ortak bir sorundur. Temmuz 2024 itibarıyla, son değerlendirme aşamasında olan ve bağlantı onayı bekleyen rüzgar, güneş ve hidroelektrik projelerinin toplam kurulu gücü dünya genelinde 2023 yılına göre %10 artışla 1,65 TW’a ulaştı. Bu miktar, bu üç enerji kaynağının mevcut küresel toplam kurulu gücünün %38’ine eşdeğerdir. Sadece Avrupa’da bile Almanya, İspanya, Fransa gibi rüzgar kurulu gücü 10 GW’ın üstünde olan ülkelerin de dahil olduğu 10 Avrupa ülkesinde toplam 0,5 TW’lık rüzgar projesi bağlantı onayı beklemektedir.

Yenilenebilir enerji yatırım maliyetlerinin düşmesi ve ülkelerin karbonsuzlaşma hedefleri doğrultusunda sağladığı teşvikler, yenilenebilir enerji santrali projelerinin sayısında önemli bir artışa yol açmaktadır. Ancak, şebeke altyapısının gelişimi bu hızlı artışı karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Örneğin, Avrupa’da bir rüzgar santrali projesinin bağlantı izni alması 9 yıla kadar sürebilmektedir. İngiltere’de bir projenin bağlantı izni alabilmesi için ortalama bekleme süresi 5,5 yıl iken, bazı durumlarda bu süre 15 yıla kadar çıkabilmektedir.

Santrallerin bağlantısını mümkün kılacak yeni altyapı yatırımlarının hayata geçirilmesi yüksek maliyetler, tedarik sorunları ve nitelikli iş gücü eksikliği nedeniyle oldukça zaman almaktadır. Yüksek gerilim seviyesindeki projelerin inşaat süresi, bölge, teknoloji ve hedeflenen kapasiteye göre farklılık göstermekle birlikte 5 ila 13 yıl arasında değişebilmektedir. Daha düşük voltaj seviyelerinde ise bu süre 4 ila 8 yıl kadar alırken, dağıtım seviyesindeki yatırımlar ise genellikle 4 yıl içinde tamamlanabilmektedir. 

Şebeke planlamasında kullanılan teknik varsayımlar da zaman zaman süreci olumsuz etkileyebilmektedir. Sistem işletmecileri, şebekeyi yüksek risk taşıyan koşulları ve gerçekçi olmayan durumları dikkate alarak planlamakta; özellikle rüzgar ve güneş gibi değişken üretim profiline sahip kaynakların, uzun süreler boyunca maksimum kapasitede üretim yapacağı varsayımıyla hareket etmektedir. Bu ihtiyatlı yaklaşım, şebeke bağlantı kapasitesinin olduğundan düşük hesaplanmasına neden olarak bağlantı bekleyen santral sayısı ve kapasitesinin artmasına yol açmaktadır.

Veri eksikliği, yenilenebilir enerji yatırımcısını yönlendirmekte yetersiz kalmaktadır. Avrupa genelinde yatırımcıların, şebekeye bağlanabilecek uygun kapasitenin hangi bölgelerde bulunduğunu gösteren güncel ve detaylı verilere erişimi oldukça sınırlıdır. Bu durum yatırımcıların doğru yer seçimleri yaparak bağlantı problemi yaşamayacak projeler geliştirmesini zorlaştırmaktadır. Danimarka’nın sistem işletmecisi Energinet, bu sorunu aşmak için görünürlüğü artıran ve yatırımcılara rehberlik eden başarılı araçlar geliştirmiştir.

Teknik engellerin yanı sıra prosedürel eksiklikler de süreci yavaşlatmaktadır. Gerçekleşme ihtimali düşük projelerin değerlendirme sürecine dahil edilmesi, yüksek gerçekleşme potansiyeline sahip projelerin değerlendirilme süresini uzatmaktadır. Bu sorunun önüne geçmek adına Fransa, Yunanistan ve Romanya gibi ülkeler, başvuru kriterlerini daha sıkı hale getirerek, projelerin başvuru yapabilmesi için kurumlar tarafından belirlenen bazı izin ve prosedürel aşamaların tamamlanmasını zorunlu tutmuşlardır.

Diğer bir yöntem ise finansal yükümlülükleri artırarak spekülatif projelerin başvurmasını engellemektir. Romanya ve İngiltere, projeler için başvuru ücreti uygularken; Yunanistan, İspanya, İtalya ve Romanya gibi ülkelerde, sistem operatörleri bağlantı için başvuran projelerden banka teminatı talep etmektedirler. İzin alan projeler bağlantı yapmazlarsa, teminatlarının belirli bir kısmını veya tamamını kaybederek bağlantı izinlerini de kaybetmektedirler.

Türkiye ve Avrupa arasındaki başvuru sistemleri arasında farklılıklar bulunmaktadır. Türkiye’de projelerin değerlendirmeye alınabilmesi için başvuruların EPDK’nın belirlediği şartlara ve takvime uygun şekilde yapılması gerekmektedir. Avrupa’nın büyük bölümünde ise yatırımcılar istedikleri zaman başvuruda bulunabilir ve değerlendirme sürecine dahil olabilir. Ayrıca, birçok Avrupa ülkesinde “önce başvuran, önce değerlendirilir” ilkesi geçerlidir. Ancak bu sistem gerçekleşme ihtimali düşük olan projelerin sürece dahil olmasına neden olmakta; böylece gerçekten bağlanabilir projelerin değerlendirme süresi uzamakta ve enerji dönüşümünün hızı yavaşlamaktadır.

Sonuç olarak, şebeke bağlantısıyla ilgili zorluklar yalnızca Türkiye’ye özgü değildir. Gerçekçi projeksiyonlara zemin hazırlayacak veri şeffaflığının artırılması ve iyileştirilmiş başvuru süreçleriyle, gerçekleşme olasılığı yüksek projelerin öncelikli olarak değerlendirilmesi enerji dönüşümünün hızlanmasına katkı sağlayacaktır.

Geri dön
İçindekiler
Sonraki bölüm
2: Türkiye’deki hibrit santrallere bakış
Paylaş