Küresel iklim değişikliğinin etkisiyle yükselen ortalama sıcaklıklar ve buna bağlı olarak klima kullanımının yaygınlaşması, Türkiye’de alan soğutması kaynaklı elektrik tüketimini artırmaktadır. Talebe ilişkin verilerin kapsamlı şekilde toplanmaması, soğutma kaynaklı tüketimdeki bu yükselen eğilimin gözden kaçırılmasına yol açarak enerji dönüşüm planlarının güvenilirliği ile şebeke istikrarını zayıflatabilir. Güneş enerjisinin, soğutma talebinin en yüksek olduğu saatlerde en yüksek üretim değerlerine ulaşması ise onu çözümün doğal bir unsuru haline getirmektedir.
Türkiye’de artan ortalama sıcaklıklar elektrik sistemini yıldan yıla yükselen soğutma talebi ile karşı karşıya bırakmaktadır. 2024 yılında Türkiye’nin alan soğutmasından kaynaklı elektrik tüketimi 2022’ye kıyasla %26 artarak, 10 TWh’e ulaşmıştır. Yaz aylarındaki toplam tüketimin %8’ine denk gelen bu talebin, yıldan yıla artış oranı ise aynı dönem içerisinde ortalama %12 olmuştur. Yaz aylarında, yalnızca bir aylık soğutma ihtiyacı zaman zaman 3 TWh’e erişerek, İstanbul’daki tüm sanayi tesislerinin üç aylık elektrik tüketimine eşit seviyeye ulaşmıştır.
Türkiye’nin en yüksek saatlik elektrik tüketimi 59 GWh ile 2025 yılının Temmuz ayında rekor kırarken, bu saatteki tüketimin %18’i soğutmadan kaynaklanmıştır. Yaz aylarında saat 12:00–18:00 arasında elektrik tüketiminin %10’dan fazlası sadece soğutmadan kaynaklanırken, hafta sonları ve resmi tatillerde bu oran genellikle %18’i aşmıştır.
Diğer taraftan, yükselen ortalama hava sıcaklıklarına bağlı klima kullanımının yaygınlaşması ile Türkiye’nin en yüksek saatlik elektrik tüketimi 2008’den itibaren kış aylarında değil, yaz aylarında görülmeye başlanmıştır. Kış ve yaz puantları arasındaki fark ise 2008 yılından 2025 yılına kadar geçen sürede 12 kat artarak 9 GWh’i aşmıştır.
Kış ve yaz puantları arasındaki farkın giderek artması, üretim, iletim ve dağıtım altyapısının yılın yalnızca birkaç haftasında yaşanan zirve talebe göre planlanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu durum enerji üretim santrallerinin kapasite kullanım oranlarını düşürerek elektrik üretim maliyetlerini artırmaktadır. Kısa süreli talep artışları ayrıca, elektrik hatları ile trafo merkezleri gibi şebeke bileşenlerinde anlık yüklenmelere yol açarak arıza ve kesinti riskini de artırmaktadır.
Dahası, önümüzdeki yıllarda soğutma tüketiminin elektrik şebekesi üzerindeki yükünün artabileceği öngörülmektedir. Her 1 °C sıcaklık artışının, yaklaşık 0,77 GW ilave elektrik üretim kapasitesi ihtiyacı doğurduğu düşünüldüğünde, sıcaklık artışlarının şebeke üzerinde yaratacağı baskı daha da belirgin hale gelmektedir. Çalışma kapsamında 2035 yılına kadar soğutma kaynaklı elektrik tüketiminin 3,5 katına ulaşarak 35 TWh’e, en yüksek saatlik elektrik talebinin ise 1,5 katına (85 GWh) çıkabileceği hesaplanmıştır.
Artan soğutma talebi karşısında, dağıtık güneş enerjisi santrallerinin yaygınlaştırılması, klima kullanımına dair veri altyapısının güçlendirilmesi, enerji verimliliği politikalarının yaygınlaştırılması ve esneklik çözümlerinin hayata geçirilmesi şebekenin verimli, temiz ve sürdürülebilir şekilde yönetilebilmesine katkı sağlayacaktır.