Artan soğutma tüketimi güneş enerjisi ve esneklik çözümleri ile karşılanabilir | Ember

Bölüm 2:

Rekor sıcaklıklar, Türkiye’nin elektrik talebini tüm zamanların en yüksek seviyelerine taşıdı

Yükselen sıcaklıklar her yıl daha yüksek seviyelere ulaşan elektrik tüketimini beraberinde getirirken, artan soğutma ihtiyacı, yaz aylarında şebeke üzerindeki yükü belirgin biçimde artırmaktadır.

2.1

Türkiye’de ortalama sıcaklıklar yükseliyor

2024 yılı Türkiye’nin tarihindeki en sıcak yıl olarak kayıtlara geçmiştir. Yüksek sıcaklıklar, artan soğutma talebi etkisiyle rekor elektrik tüketimlerini de beraberinde getirmiştir. 

Türkiye’nin ortalama yüzey sıcaklıkları 1980 yılına göre 2024’te 2,5 °C’den fazla artış göstermiştir. Bu eğilim, 2025 yılı Temmuz ayının Türkiye’de kaydedilen en sıcak Temmuz ayı olmasıyla 2025’te daha da belirginleşmiş ve bu ayda saatlik elektrik tüketimi 59 GWh ile tarihi yüksek seviyesine ulaşmıştır. Türkiye iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışlarından doğrudan etkilenirken, artan sıcaklıklar ile alan soğutması ihtiyacı da artmaktadır.

2.2

İklim değişikliği etkilerinin artmasıyla Türkiye’de zirve elektrik talebi yükselmeye devam ediyor

2008 yılı öncesinde Türkiye’de klima kullanımının sınırlı olması nedeniyle en yüksek saatlik elektrik talebi yani puant talep, ısınma ihtiyacının yoğun olarak gerçekleştiği kış aylarında görülmekteydi. Dahası, daha ılıman yazlar ve düşük klima sahiplik oranları, yaz talebini görece istikrarlı tutarak kış aylarının puant talepte öne çıkmasına neden olmaktaydı. Ancak sıcaklıkların yükselmesi ve klima kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte bu eğilim değişmiş, 2008 itibarıyla puant talep yaz aylarına kaymıştır. 2008’den 2025’e Türkiye’nin puant elektrik tüketimi yaklaşık 2 katına erişerek 59 GWh değerinin üzerine çıkmıştır.

2008 ile 2024 yılları arasında toplam yıllık elektrik tüketiminin yıldan yıla ortalama artış hızı %3,5 olurken, soğutma etkisiyle puant elektrik talebi aynı dönemde yıllık %4 oranında büyüme kaydetmiştir. Artış hızlarındaki bu ayrışma, iklim değişikliğine bağlı sıcak hava dalgalarının soğutma talebinin toplam elektrik talebi içerisindeki etkisini giderek güçlendirdiğini ve bu durumun Türkiye’nin enerji altyapısı üzerindeki baskıyı artırdığını ortaya koymaktadır. Bu baskı, talebin kısa süre içinde ani artışlar göstermesi nedeniyle üretim kapasitesinin talebi karşılamakta zorlanması, iletim ve dağıtım hatlarında aşırı yüklenme ve sistem dengesinin bozulması gibi riskleri beraberinde getirmektedir.

Artan talebi, yüksek emisyonlu ve maliyetli fosil yakıtlı santrallerle karşılamak, uzun vadede hem elektrik fiyatlarının yükselmesine hem de enerjide dışa bağımlılığın artmasına yol açabilir. Oysa soğutma talebinin en yüksek olduğu saatler, güneş enerjisinin en yüksek üretim sağladığı saatlerle örtüşmektedir. Bu nedenle, artan talebi karşılamak için güneş başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılması, hem iklim dostu hem de ekonomik açıdan sürdürülebilir bir seçenektir.

2.3

Hava sıcaklığındaki her 1 °C’lik artış 0,77 GW kapasiteli yeni bir elektrik santrali ihtiyacına yol açıyor

Türkiye’de yaz aylarında her bir 1 °C’lik ortalama sıcaklık artışından kaynaklanan soğutma ihtiyacı, 0,77 GW eşdeğerinde elektrik üretim kapasitesi ihtiyacı yaratmaktadır. Diğer bir ifadeyle, hava sıcaklığının 22 °C’den 32 °C’ye ulaşması saatlik elektrik talebini 7,7 GW yükseltebilmektedir. Hava sıcaklığındaki bu 10 °C’lik artışın yol açtığı ek elektrik talebinin karşılanabilmesi için, mevcut elektrik üretim kapasitesinin %6,4’ü veya mevcut güneş enerjisi kurulu kapasitesinin yaklaşık üçte biri kadar yeni elektrik üretim santralinin kurulması gerekmektedir.

Artan ortalama sıcaklıklarla birlikte soğutma talebinin yükselmesi, elektrik tüketiminde özellikle 20 °C ve üzerindeki sıcaklıklarda belirgin ve dik bir artışa yol açmaktadır. Bu durum, Türkiye’nin gelecekte karşılaşabileceği aşırı sıcak hava dalgalarının elektrik sistemi üzerindeki etkisinin çok daha güçlü olabileceğini göstermektedir. Bu nedenle, elektrik altyapısının iklim değişikliği etkileri kaynaklı ani ve yüksek talep artışlarına karşı dayanıklı hale getirilmesi arz güvenliğinin güçlendirilmesi açısından yüksek öneme sahiptir.

2.4

Kış ve yaz puantları arasındaki fark açılıyor

Saatlik puantın yaz aylarına geçtiği 2008 yılından 2025’e kadar kış ve yaz aylarında görülen puant farkı artmaya devam etmektedir. 2008 yılında 780 MW olan fark, aradan geçen 17 yılda yaz puantının kış puantına göre 1,3 kat hızlı büyümesi sonucunda 12 katına ulaşarak 9,1 GW’a erişmiştir. Diğer bir ifadeyle 2025 yılında yaz ve kış puantı arasındaki fark, yıllık ortalama saatlik tüketimin %20 üzerine çıkarak, önceki beş yılın ortalaması olan %14’ün üzerinde gerçekleşmiştir. 

Bu 17 yıllık dönemin ilk 7 yılında yaz puantının kış puantına kıyasla yıldan yıla büyüme oranı 1,15 kat hızlı iken, son 10 yılda bu oran 1,8’e çıkmıştır. Yaz aylarındaki zirve elektrik talebi soğutma ihtiyacı etkisiyle diğer aylara kıyasla belirgin şekilde daha hızlı artmaktadır. Bu durum, elektrik sistemi tasarımında soğutma talebinin giderek daha belirleyici bir bileşen haline geldiğini göstermektedir.

Kış ve yaz puantları arasındaki farkın giderek açılması elektrik şebekesinin verimli ve güvenli şekilde işletilmesini zorlaştırmaktadır. Talep profilinde oluşan bu mevsimsel dengesizlik; üretim, iletim ve dağıtım altyapısının yılın yalnızca birkaç haftasında yaşanan zirve talebe göre planlanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu durum da hem yatırım maliyetlerini artırmakta hem de kapasite kullanım oranlarını düşürmektedir. Yüksek yaz puantları ayrıca elektrik hatları ve trafo merkezleri gibi şebeke bileşenleri üzerinde anlık yüklenmelere yol açarak teknik arıza ve kesinti riskini artırmaktadır.

Bu yapısal zorlukların etkisi, dağıtık güneş enerjisi sistemlerinin yaygınlaştırılması, bina ve klimalarda enerji verimliliğinin artırılması ve talep tarafı yönetimi ile batarya depolama gibi esneklik çözümlerinin geliştirilmesi ile hafifletilebilir. Dahası, bu yaklaşımlar artan puant talep baskılarını azaltmaya, şebeke istikrarını artırmaya ve maliyetli altyapı yatırımlarına olan ihtiyacı sınırlamaya yardımcı olabilir.

Önceki Bölüm
1: Türkiye’de soğutma kaynaklı elektrik tüketimi artıyor
Sonraki bölüm
3: Türkiye’de soğutma talebinin büyüyeceği öngörülüyor
Paylaş